Geride bıraktığımız hafta sonu Bizim için çok güzel ve başarılı oldu.Yorucu ama huzur ve güven dolu oldu.Pazar Ankara Tandoğanda Cumhuriyete bağlılık mitingimiz vardı.Hava çok sıcak olmasına ve ADD derneği hariç diğer derneklerin katılım desteği olmamasına rağmen Ankara Tandoğanda 200,000 kişi vardık.Bu beni ve diğer tüm katılımcıları çok mutlu etti.Kuyucaklı olupta tanışamadığım fakat İsviçreden bir vesile ile tanıma şansına ulaştığım değerli bir insan olan Mevlüt Yılmaz'da de gelmişti, ama sadece bu gün için Bu arkadaşımızın vatanseverlik ve cumhuriyete olan bağlılık ruhu her türlü takdirin üzerindedir.düşündümde ben onun yerinde olsa idim bu kriz ortamında gelirmiydim.?Ama o düşünmedi bile esas olan vatansa gerisi teferruattır dercesine bir komutan edası ile gelmişti Ankara'ya.Onunla hiç yan yana gelememiştik..Kalabalığın içinde Anıtkabir yolu üzerinde biz Anıtkabir ziyaretini tamamladık ve otobüslerin olduğu alana (yaklaşık 3 km.) dönüyordukki irtibatı yeniden sağladık sadece 3 daika konuşabildik Mevlütle ve Diğer kasaba insanları ile yüz yüze Onu orada görmekten çok mutlu oldum.İlk defa onunla Atatürk Cumhuriyeti yolunda Anıtkabir girişinde karşılaşıp tanışmamız büyük bir olay ve büyük gururdu hiç kuşkusuz her ikimiz içinde.Mevlüt kardeşim Ankara'ya daha erken gelebilmiş olsaydı bol miktarda konuşma fırsatımız olacaktı. Çünkü onlar 12 den hemen önce geldiler.Biz sabah 7,30 da orada idik.Ama İstanbula geldiğinde oturup sohbet ederiz diye sözleştik ve ayrıldık. Kortej halinde indiğimiz noktadan meydana yürüdük .Katılımcılar arasında ülke genelinde her yaştan insan vardı yanına bebe arabası ile çocuğunu alan gelen hatta yaşlı nineler ve amcalar da vardı bu çok mutlu etti beni.Anıtkabire biz erken çııktığımızdan rahatca mozaleye çiçek koyabildik ve Ataya olan sevgimizi fazlasıyle ifade ettik bu arada Tem merdivenlerden aşağı iniyordukki 70 yaşında bir Teyze yavaş yavaş çıkıyordu merdiveni belliki o da rahatsızdı birşeylerden her halde.O da ataya şikayetini sunacak dedim .Kendi kendime.Hemen koştum yanına geldim elini öptüm ve girdim koluna ona destek oldum yürüdük yavaşca dedimki canım annem bu sıcakta neden yoruyorsun kendi,Evde otursaydınya!! Bana eynen şu cevabı verdi bir an donakaldım.Sert bir duruşla Bizim analarımız ,babalarımız Mustafa Kemalle hiç oturmadılar sürekli yürüdüler savaştılar bu ülke için. Analarımız sırtalrında ayaklarında ayakkabı yokken bile mermi taşıdılar ve yoruldular günlerce aç kaldılar ama onlar yılmadılar. Ne için? Bu vatan için. Vatan Nedir evladım... dedi bana.. Dedimki namustur anne,hafifce tebssüm etti.Sonra bana evet oğlum dedi Namustur. Biz bize namusumuzu ve şerefimizi veren Ulu öndere ve şehtlerimize Minnet duyup saygımızı ve sevgimizi vermessek Bizden sonrakilerin namusu ve haysisyeti olmayacak.Çünkü Evladım,Egemenliğin ve tam bağımsızlığın olmadığı bir ülke ülke değildir.Bu ülke bağımsız bağımsız ve egemen olmayacaksa yok olsun daha iyi dedi devamını getiremedi göz yaşını tutamadı ve tabi bende duygulandım.Sordum emekli öğretmenmiş kendisi Biz Atatürk sevgisi ile büyüdük Çocuklarımızı Atatürk sevgisi ve ulus bilinci içinde Cumhuriyet değerlerine sahip çıksınlar diye büyüttük.Ama bizim büyüttüğümüz hocalarımızın çoğu bu bilinci veremedi çünkü onlar Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini almış olmalarına rağmen şahsi menfaatlerini bu ulusun menfaatlerinden üstün tuttular dedi.Sordu bana kendimi anlattım kısaca büyük bir sevgi ile baktı bana sona öptü beni yanaklarımdan.Aferim oğlum dedi sizler iyiki varsınız.Siz ve sizin gibi vatan evlatları hep var olsunki, benim yavrularımın,benim torunlarımın tam bağımsız ve egemen bir ülkesi olsun. Atatürkün ve silah arkadaşı olmuş milyonlarca şehidimin kemikleri sızlamasın dedi.Kendisi Kütahyadan gelmiş emekli bir hoca . Tekrar elini öptüm hocamın size laik bir vatan evladı olamadık dedim hakkını helal etmesini rica ettim kendisinden ve ondan ayrıldım.
Değerli arkadaşlar. 1-Çok değerli kardeşimiz Mevlüt Yılmaz beyefendinin takdire şayan olan bu ulusal hareketi,Atatürk cumhuriyetine ve vatana olan bağlılığı için İsviçreden kalkıp kısa zamanını burada geçirmesi 2- Anıtkabir merdivenlerinde gözyaşı ile bizzat yaşadığım emekli yaşlı öğretmenle olan diyaloğumdan oluşan yaşadığım anı benim hayatımda çok önemli bir kare oluşturdu..İnsan hayatının olmassa olmazı varya bu da artık bunun gibi bir şey Değerli bir insanın bir eğitimcinin vatan için döktüğü gözyaşına tanık olmak ve benim burada kaleme daha fazla alamadığım mükemmel üstü konuşması ...o mağrur ve dik duruşu benim hayatımda unutamayacağım en önemli anlardan birini oluşturdu ve beynimin ve kalbimin en güzel yerine oturdu ...
Bu anımı niçin anlattım...Bir gerekçesi yok sadece paylaşmak istedim umut ediyorum ve diliyorumki sizlerde aynı güzellikleri yerinde yaşarsınz
Bu kadar baskıya, bu kadar aleyhte propagandaya rağmen yüz binler Tandoğan'a yığıldı.ve Bağımsızlık bayrağı, yukarı, daha yukarı yükseltildi.Ne AB ne de ABD tam bağımsız Türkiye sesleri tüm Türkiye'yi inletti.Halkın, Ergenekon Tertibi ile sindirilmesi, korkutulması ve hesap dışı bırakılması için yandaş medya elinden geleni ardına koymadı.Ama olmadı.Ancak sanmayın ki, karanlık dünyanın güçleri olan ABD işbirlikçileri boş duracaklar.Ergenekon İddianamesinde Cumhuriyet Mitingleri suç olarak tanımlandığına göre, bu mitingler de yeni iddianameye girer.Onlar için demokrasi, Cumhuriyet Mitinglerinin olmadığı, Kemalizm'in tasviye edildiği Türkiye'dir. Bu Türkiye'yi emperyalizme daha kolay teslim ederler.Başaramayacaklar.çünkü, Tandoğan'daki Cumhuriyet Mitingi, karanlığın, cumhuriyet düşmanlarının, emperyalizmin kuşatmasını yardı.Ama bu iş burada bitmiyor. . Bizler de Atatürk ilke ve inkilaplarına sıkıca sarıldığımızda Türkiye'nin önü açılacaktır.
Ben gurur doluyum .Çünkü Türk'üm....
'''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...''
Saygılarımla...
Eyüp ÖZTÜRK
not.yazılarınıza yorum yapmaya başlayacağım tüm üyelerin daha sık katılmasını rica ediyorum...
Eyüp kardes iltifatlar icin saolasin,o yolda seni ve daha bircok güzel insani tanima firsati buldugum icin herseye degdi. Atatürk "Vatan müdafaasına ait vazifelerden daha mühim ve müsbet vazife olamaz"demis,bugün o gündür diyerekten geldim. cogumuzun bildigi bir hikaye varya hani.Hz.ibrahim atese atilacagi zaman karinca agzinda suyla atesi södürmeye giderken sormuslar nereye diye,oda atesi söndürmeye demis,okadarcik suyla ates sönermi hic vazgec bu sevdadan demisler.oda söndüremezsemde en azinda bu yolda ölürüm demis,iste o hikayedeki gibi bizlerde o atesi söndürmeye gittik,zaten o ates sönmezse yasamaninda bir anlami yok.bazilari inatla anlamasa,anlamak istemesede vatan hic bukadar tehlikede olmadi.evet olmadi,cünki düsmanlar sinsi,kalles ve icimizde,bizden gibi görünenler maalesef. bugün iktidarda bulunanlar sultan Abdülhamidi cok sevdiklerini söylerler,herseyde oldugu gibi bundada asla samimi degiller.eger samimi olsalar sinirlarimizi(ki iki kibris büyüklügünde bir toprak)israil firmasina peskes cekmek icin bunca ugrasmazlar.o sevdiklerini söyledikleri Abdülhamid bir zamanlar filistini satin almak isteyen yahudilere verdigi cevapta aynen söyle der: "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime âittir. Milletim, bu devleti kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanıyla mahsuldar kılmıştır. Ecdâdımın kanıyle alınan yer parayla satılamaz." yine cok sevdiklerini söyledikleri Fatih sultan mehmet bir bizans kesisine sorar,- Madem müneccimlik yapıyorsun o halde bana söyle: İstanbul Osmanlıların elinden çıkacak mı? Keşiş şu cevabı verdi: - İstanbul harp neticesinde yabancıların eline geçmeyecek. Fakat öyle bir zaman gelecek ki, Türklerin elindeki mal ve mülk, yavaş yavaş başkalarının eline geçecek. Böylece İstanbul, Türk malı olmaktan çıkacak. Fatih Sultan Mehmet, Bizans keşişinden bu cevabı alınca, ellerini açarak: -İstanbul'da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah'ın gazabına uğrasınlar! Daha bunun gibi cok seyler yazabilirim ama hz.Mevlananin dedigi gibi nekadar bilsende anlattiklarin karsindakinin bildigi,anlamak istedigi kadardir. Umarim is isten gecmeden millet uyanir. sevgilerimle Mevlüt Yilmaz
Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
Günün Sözü !
Şanssızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar Wilde